Kayıtlar

Kasım, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ayın Vurduğu Yer

Geceye doğru yatağında doğruldu. Kaç saattir orada yattığını bilmiyordu. Tabak gibi penceresinde beliren ay ışığı odasını aydınlatıyordu. Zaten başka bir şeyin dikkatini çekmesi de pek mümkün değildi. Yatağına oturup saate baktı. Hâlâ çok geç değildi. Havada tek bir bulut yoktu. Çok uğraşmadı. Üzerine paltosunu giydi. Saçını basitçe topladı. Aya doğru yürüdü.  Ya da ayın yere vurduğu yere. Hava soğuk değildi ama pek kimse de yoktu. Bütün enerjisi daha yataktan çıkarken bitmişti. Sahile gelene kadar sıfırı tüketmişti. İlk gördüğü banka oturdu. “Karaoke mikrofonları hâlâ bitmedi mi?” diye düşündü. Esmer adam, rahmetli sanatçıyı mezarında birkaç tur döndürüyordu. Şarkının sahibini zaten pek sevmezdi. O yüzden buna çok da üzülmedi. Bir şarkı daha. Sonra bir şarkı daha... Sesten uzak bir yer arayamayacak kadar yorgundu. Ayağa kalkarsa bu, geri dönmek için olurdu. Sabrının sonu gelip de ayağa kalktığında sesler değişti. Sözler değişti. Bir hatıranın arka planını duymaya başlamıştı şimdi....

Özlemler Mezarda Bitiyor

Sabah uyandığında, son gördüğün rüyanın görüntüsü hâlâ zihnindeydi.   Ne kadar oldu görüşmeyeli?   Saatine kadar bilsen de, sayılamayacak kadar uzun. Sesi, bir iki şakalı sözü kaldı aklında.   Rüyanda gördüğün de bundan fazlası değildi.   Yeni bir şey yok.   Belki gerçekten oldukça uzak, aklında kalan. Dışarıda yağmur sesi.   Yürüyüşün tadını kaçıracak kadar sert.   Ama uyku mahmurluğunu silip atacak kadar güçlü.   Kimler kaldı geride? Gitmek zorundalar mıydı?   Sen gitmesen olur muydu?   Şimdi bir önemi yok.   Pişmanlıkla yapılan her şey gibi, gerçeğin replikası.   Ne yapacağını bilemeyecek bir özlem değil ama ara sıra aklında hepsi. Ömür geçiyor.   Özlediklerin, geride kalanlar hep seninle.   Bundan kaçmaya çalışmak, güzel olan her bir hatıraya haksızlık.   Zaten mümkün de değil.   Özlemler mezarda bitiyor.