Son Taşıma
Birbirlerine bakarak abdestlerini aldılar. Birinin unuttuğunu diğeri tamamladı. Bu sırada mahallenin bu tanıdık simalarını cami avlusunda her gören bir daha bakıyordu. Hoparlörlerden müezzinin sesi duyuldu; vakit gelmişti. Cemil kısık sesle, “Gelmişken namazı da mı kılsak?” diye mırıldandı. Hakan daha önce olanları düşündü, sonra lafı uzatmadan, “Ben bu imamın arkasında namaz kılmam,” dedi. Mevtanın oğlu bu sözle gerildi: “Abi kılmayacak mısın?” Hakan rahattı: “Cenaze namazını o kıldırmıyor, merak etme.” Bir süre geçti. Cemaat yavaş yavaş camiden çıktı. Başka zaman olsa avludaki tabutu görenler safa dururdu. Ama bu kez bu üçlü ve yanlarındaki tanımadıkları adama bakanlar, dua bile etmeden hızlı adımlarla avluyu terk ettiler. Cemaat tabutun önünde sıraya dizildi. İmam geldi, beklediği kalabalığı bulamamanın şaşkınlığını çabucak üzerinden attı. Birkaç ayet ve hadisle kısa ama içten bir konuşma yaptı. Hakan her cümlede başıyla onu onayladı. Cemil arada Hakan’a uyup başını sallasa da kulağ...