Ayın Vurduğu Yer

Geceye doğru yatağında doğruldu. Kaç saattir orada yattığını bilmiyordu. Tabak gibi penceresinde beliren ay ışığı odasını aydınlatıyordu. Zaten başka bir şeyin dikkatini çekmesi de pek mümkün değildi.

Yatağına oturup saate baktı. Hâlâ çok geç değildi. Havada tek bir bulut yoktu. Çok uğraşmadı. Üzerine paltosunu giydi. Saçını basitçe topladı. Aya doğru yürüdü. 

Ya da ayın yere vurduğu yere.

Hava soğuk değildi ama pek kimse de yoktu. Bütün enerjisi daha yataktan çıkarken bitmişti. Sahile gelene kadar sıfırı tüketmişti. İlk gördüğü banka oturdu.

“Karaoke mikrofonları hâlâ bitmedi mi?” diye düşündü. Esmer adam, rahmetli sanatçıyı mezarında birkaç tur döndürüyordu. Şarkının sahibini zaten pek sevmezdi. O yüzden buna çok da üzülmedi.

Bir şarkı daha. Sonra bir şarkı daha... Sesten uzak bir yer arayamayacak kadar yorgundu. Ayağa kalkarsa bu, geri dönmek için olurdu.

Sabrının sonu gelip de ayağa kalktığında sesler değişti. Sözler değişti. Bir hatıranın arka planını duymaya başlamıştı şimdi. Her şey gözünün önüne gelmeden gitmeliydi. Ama yapamadı. Çoktan o arka plan etrafını kaplamıştı.

Aynı bank. Aynı hava. Aynı müzik. Biri eksikti sadece. Söylenenleri ve yaşanmayanları düşündü. İkisi de aynıydı.

Ay bulutların ardına gömülürken evinin yolunu tuttu. Ayın gölgesinde anılar daha berraktı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Silinmek

Bozuk Şarap

İstila