Gözlerini açtığında başı müthiş derecede ağrıyordu. Dizlerinin üzerindeydi, elleri ise yüksek bir yere bağlanmıştı. Karşısında, köşedeki sandalyeye oturmuş bir adam ona bakıyordu. Gözünü belli belirsiz aralaması bile diğerine yetti; kendine geldiğini anlamıştı. “Konuşacak mısın oğlum?” dedi adam. Bağlı olan kısık bir sesle, “Ne istiyorsun benden, ne olur beni…” diye yalvarmaya başlamıştı ki “Kes. Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye bağırdı diğeri. “Bilmiyorum. Benim böyle taraklarda bezim yok, böyle insanlar tanımam. Bırak beni,” dedi titreyerek. Yüzüne sağlam bir tokat indi. “Kimmiş böyle insanlar? Kimiz ulan biz?” “Abi ben kaçırılacak bir şey yapmadım. Önemli kimseyi de tanımıyorum,” diye karşılık verdi. “Oğlum kıvırma lan. Kimiz biz?” “Bilmiyorum abi, vurma artık nolur.” Adam silahını çekip üzerine doğru yürüdü. “Sen benim kim olduğumu biliyor musun lan?” Bağlı olan gözlerini kapatarak, “Bilmiyorum abi, nolur. Kimsin?” dedi. Bir anda durakaldı. Etrafına baktı, elindeki silah...
Arkadan gelen tartışma sesleri, zayıflamakta olan şöminenin belli belirsiz çıtırtısını boğuyordu. Kutlama için kiralanan ev, misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyordu. Masada bir peynir tabağı, birkaç kraker ve bir şişe şarap vardı. Diğeri, peynirler hazırlanırken çoktan bitmişti. Camın önündeki, birbirine bakan iki koltukta, birbirine bakmayan bir adam ve bir kadın oturuyordu. Birbirlerine, koltuklardan daha uzaktılar. Beklemekten sıkılan adam, kravatını gevşetip koltukta biraz daha yayılmıştı. Son bir araba sesi beklenirken telefon çaldı. — Nasıl gelmiyoruz abi, ne demek gelemiyoruz? Telefonu açan pencereye yöneldi. Camı araladığında, görünmez bir beyazlığın her yeri kapladığını onayladı. — Göz gözü görmüyor. Buraya gelmek kimin aklına geldiyse... — Tamam, biz gelip sizi alalım ordan... Onlar evde bekler. Onlar hazırlanırken, kadın ayağa kalkıp pencereye döndü. Sadece kar yağıyordu. Ne olabilir ki? Adam, ağırlaşan havayı sezdi. Koltukta iyice kaykılırken yüzü dah...
Kadın elini çekti. Adamın kolu, bir yumruyla bitti. Utançla yüzünü çevirdi adam; kadının güzel gözleri yok oluverdi. Adam giden ellerine baktı—kadının saçları silindi. “Yetmez mi?” dedi adam. Ağzının yerini deri kaplarken, kadının kulakları da gidiverdi. Adam döndü, uzaklaştı. Kadın bankta kalakaldı. Başka bir adam gülümsedi; kadının ellerini tuttu: — “Sana yardım etmemi ister misin?” Kol kola yürümeye başladılar. Kadın tamamlanıyordu.
Yorumlar
Yorum Gönder