Taşıma İşi

 Hakan elini havaya kaldırıp üç işareti yaptı.

Kahveci iç çekip olur anlamında başını salladı ve içeri girdi. Sıcak çaylar gelmeden Hakan bir sigara yaktı, paketi Melik ve Cemil’e uzattı. Cemil bir de kulak arkası aldı. Kahveci çayları getirdi; borcunu istemeyi bırakalı çok olmuştu.

Saçı başı dağılmış, gözlerinin altı şiş bir genç adam kahvenin önüne geldi. Sıcak çayları yeni gelmiş bu masaya gözünü dikti. “Abi bana yardım eder misiniz?” dedi.

Büyük ihtimalle hepsinden, Melik’ten de büyük olan bu adamın “abi” demesi Hakan’ı mutlu etti. “Buyur kardeşim,” dedi Hakan.

“Abi bir duruma düştük. Babamla üç adama ihtiyacımız var. Siz yardımcı olur musunuz?”

Cemil sigarasını yakarken dumanı üfledi: “Neye lazım üç adam, birader?”

“Çok bir iş yok abi. Bir taşıma işi var. Arka sokaktayız. Biraz bekleteceğim sizi. Sonra taşımaya yardım ederseniz sizden başka bir isteğim yok.”

Hakan düşündü. “Oradan hamal gibi mi duruyoruz?”

“Estağfurullah abi. Biraz acil bir konu. Kahvede ilk sizi gördüm, sizden yardım istedim. Zaten ağır bir şey değil, çok vaktinizi almaz.”

Cemil gülerek, “Üç beş bir şey ateşlersin herhalde,” dedi.

Hakan başını salladı: “Oğlum biz mahalleliye yardım için ne zaman para aldık? Tabii kardeşimiz bize birer paket sigara ateşlemek isterse neden hayır diyelim?”

Adam ekledi: “İşi halledelim, eve buyrun yemek de ikram edeyim.”

“Hadi gidelim,” dedi Hakan.

Melik çayını bitirmediği için Hakan’a bozuldu ama sözünü ikiletmeden kalktı. Adamın arkasına takılıp yürümeye başladılar.

Cemil, “Bizim mıntıka burada bitiyor yalnız. Bu sokaktan sonrası başka mahalle,” dedi.

“Abi geldik sayılır zaten. Yabancısıyız buranın.”

Melik sordu: “Caminin arkasındaki evde mi oturuyorsun?”

“Evet abi, ama işimiz burada.”

Melik şaşkınlıkla, “Ne yapacağız ki camide?” dedi.

Adam başını eğdi: “Babam gece vefat etti. Cenazesini kaldırmak için yardım lazım oldu.”

Hakan kaşlarını çattı: “Sen bize böyle demedin.”

“Ne fark eder? Ben size yalan söylemedim ki. Biraz bekleteceğim, sonra küçük bir taşıma işi var dedim. Namazı kılalım, sonra arabaya yükleyelim yeter.”

Namaz denince diğer ikisi dönüp Melik’e baktı. O da boş boş adama bakıyordu.

Melik homurdandı: “Masa sandalye taşıyacağız diye kalktık geldik. Bizi başka mahalleye getirdin. Bunun namazı var, duası var. Hem biz namaz kılabiliyor muyuz acaba şu an?”

Cemil omuz silkti: “Neden ki abi, namaz kılmakta ne var?”

Hakan sertçe baktı: “Sen en son ne zaman yıkandın lan?”

Cemil karşılık verdi: “Cenabet dolaşacak halimiz yok ya. Şurada abdest alalım, kılarız.”

Hakan göz ucuyla Melik’i işaret etti. Melik başıyla sorun olmayacağını belirten bir hareket yaptı.

“İmam anlatır zaten nasıl kılındığını,” dedi adam.

Dört adam, ezan okunurken şadırvanda abdestlerini aldılar. Mevta onları yattığı yerde bekliyordu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bozuk Şarap

Silinmek

İstila