Sen Benim Kim Olduğumu Biliyor Musun?
Gözlerini açtığında başı müthiş derecede ağrıyordu. Dizlerinin üzerindeydi, elleri ise yüksek bir yere bağlanmıştı. Karşısında, köşedeki sandalyeye oturmuş bir adam ona bakıyordu. Gözünü belli belirsiz aralaması bile diğerine yetti; kendine geldiğini anlamıştı.
“Konuşacak mısın oğlum?” dedi adam.
Bağlı olan kısık bir sesle, “Ne istiyorsun benden, ne olur beni…” diye yalvarmaya başlamıştı ki “Kes. Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye bağırdı diğeri.
“Bilmiyorum. Benim böyle taraklarda bezim yok, böyle insanlar tanımam. Bırak beni,” dedi titreyerek.
Yüzüne sağlam bir tokat indi. “Kimmiş böyle insanlar? Kimiz ulan biz?”
“Abi ben kaçırılacak bir şey yapmadım. Önemli kimseyi de tanımıyorum,” diye karşılık verdi.
“Oğlum kıvırma lan. Kimiz biz?”
“Bilmiyorum abi, vurma artık nolur.”
Adam silahını çekip üzerine doğru yürüdü. “Sen benim kim olduğumu biliyor musun lan?”
Bağlı olan gözlerini kapatarak, “Bilmiyorum abi, nolur. Kimsin?” dedi.
Bir anda durakaldı. Etrafına baktı, elindeki silaha göz gezdirdi, bağlı adamın yüzünü iyice inceledi. Sonra silahı kendi kafasına doğru götürürken mırıldandı: “Ben de bilmiyorum.”
Bağlı olan, dizlerinin altında sıcak bir ıslaklık hissederken silah sesini birilerinin duymuş olduğunu umut ediyordu.
Yorumlar
Yorum Gönder